SON DAKİKA

Nokta Bursa

OKULLAR AÇILIYOR, SORUNLAR ÇÖZÜM BEKLİYOR

OKULLAR AÇILIYOR, SORUNLAR ÇÖZÜM BEKLİYOR
Bu haber 06 Eylül 2019 - 21:28 'de eklendi ve 160 kere okundu kez görüntülendi.

RAMAZAN ACAR EĞİTİMCİLERİN SORUNLARINA DİKKAT ÇEKTİ

18 milyon öğrencinin sınıfları dolduracağı 2019-2020 eğitim öğretim yılını değerlendiren Eğitim Bir-Sen Bursa 1 No’lu Şube Başkanı Ramazan Acar, başta eğitim çalışanları olmak üzere eğitim sisteminin sorunları üzerine konuştu.

18 milyon öğrencinin okulla gideceği 2019-2020 eğitim öğretim yılını değerlendiren Eğitim Bir-Sen Bursa 1 No’lu Şube Başkanı Ramazan Acar, yeni eğitim öğretim yılının tüm eğitimcilere, öğrencilere ve velilere hayırlı uğurlu olmasını diledi. Yaptığı değerlendirmede Ramazan Acar, “2019-2020 Eğitim öğretim yılına Bursa’da bin 864 okul, 577 bin 650 öğrenci ve 38 bin 600 öğretmenimizle ile başlıyoruz. Bunun dışında açık öğretim sisteminde de yaklaşık 48.050 öğrencimiz bulunuyor. Bursa’da Okul öncesinde 55 bin 140, İlkokul birinci sınıfta ise 53 bin 350 öğrencimiz okullarıyla ilk defa buluşacak” diye konuşarak başta öğretmenlerin olmak üzere eğitim sisteminin sorunları üzerinde durdu. Başkan Acar, Millî Eğitim Bakanlığı’nın çözüme kavuşturmasını talep ettikleri sorunları ve çözüm yolları için izlenebilecek yollara vurgu yaptı.

“TALEPLER ÇÖZÜMSÜZ KALDI”

Eğitimde yaşanan sorunlarına yönelik toplu sözleşme masasının eğitim hizmet kolunda tek yetkili sendikası olarak birçok talepte bulunduklarını belirten 1 No’lu Şube Başkanı Ramazan Acar, “Öğretmenlerden, akademisyenlerden, eğitim kurumu yöneticilerinden, üniversite idari personelinden, Millî Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra idari personelinden gelen, her biri eğitimin ayrı ve birden fazla sorununa çözüm olacak taleplerimizi masaya taşıdık. Bu taleplerimize kamu işvereni duyarsız kalmış, eğitim çalışanlarının sorunlarını çözme iradesini ortaya koyamamış, toplu pazarlık masası aracılığıyla sorunları çözme, eğitimin niteliğine katkı sunma imkânını heba etmiştir” şeklinde konuştu.

 3 BİN 600 EK GÖSTERGE VAADİ

Bugüne dek verilen vaatleri ve bu vaatlerin tutulması gerektiğini bir kez daha hatırlatan Ramazan Acar, 3 bin 600 ek gösterge vaadi üzerinde durdu. Acar, “2019-2020 eğitim öğretim yılı içerisinde bu sorunların çözülmesinin eğitimin geleceği, verimliliği ve niteliği açısından çok önemli olduğunun altını çiziyoruz. 3 bin 600 ek gösterge vaadi, tüm eğitim çalışanlarını kapsayacak şekilde yerine getirilmelidir. Öğretmenlere 3600 ek gösterge verilmesi konusunda siyasi irade tarafından verilen söz halen ortada durmaktadır. Yine gerek Cumhurbaşkanlığı ikinci 100 Günlük Eylem Planı’nda gerekse Millî Eğitim Bakanlığı 2023 Eğitim Vizyonu Belgesi’nde  “öğretmenlere 3600 ek gösterge verilmesi” somut hedefler olarak ortaya konulmuştur. 11. Kalkınma Planı’nda ve 2023 Eğitim Vizyonu Belgesi’nde öğretmenliğin bir kariyer mesleği olarak tanımlandığı/planlandığı dikkate alındığında, bir kariyer mesleği tanımlamasının gereği olarak da ek gösterge artışı gereklidir. Verilen sözlerin gereği artık yerine getirilmeli; eğitim çalışanları arasında meslek, görev, unvan ve yetki paralelinde bütün eğitim çalışanlarını kapsayacak, adil ve hakkaniyete uygun bir ek gösterge artışı konusunda somut adımlar atılmalıdır” diye konuştu.

İSTİHDAMDA FARKLI MODELLERDEN VAZGEÇİLMELİDİR

Sözleşmeli öğretmen istihdamının eğitimin kalitesini düşürdüğünü ve öğretmenlerin emeklerinin karşılığını alamadığı bir sistem olduğu eleştirisini yapan Başkan Acar, sözleşmeli öğretmen atamaları ile ilgili olarak şu acıkmalarda bulundu: “Öğretmen istihdamında farklı modellerden vazgeçilmeli, atamalar kadrolu yapılmalıdır. Sözleşmeli öğretmenlik, uygulama gayesine ve gereceklerine hizmet etmediği gibi, başlı başına bir mağduriyet kaynağına dönüştüğü artık alenen ortaya çıkmış durumdadır. Kadroya geçiş ve yer değişikliği talebinde bulunabilme süresini 3+1 yıla indiren yasal düzenleme, eskisine nazaran sözleşmeli öğretmenlerin lehine olsa da soruna çözüm getirmediği aşikârdır. Sorunun nihai çözümü, eğitim öğretim hizmetlerinin kadrolu öğretmenler eliyle gerçekleştirilmesi gerekliliğinin kabulüyle bütün sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesidir. Bu köklü çözümün hayata geçirilmesine kadar geçecek zaman zarfında ise sözleşmeli öğretmenlere herhangi bir süre sınırlaması konulmaksızın, özellikle yer değişikliği süreçlerinde kadrolu öğretmenlerin sahip olduğu hakların tanınması gereklidir. Öğretmenin emeğini ucuzlatarak personel masraflarından kısıntı yapmaya çalışan ve mesleğin standartlarını düşüren ücretli öğretmenlik uygulaması, eğitimin kalitesine ve öğretmenliğin statüsüne ciddi bir darbe vurmaktadır. Emek sömürüsünün devlet eliyle tescillenmiş hâlini teşkil eden, ucuz işçilikten farksız ücretli öğretmenlik ayıbına bir an evvel son verilmelidir.”

MOTİVASYONU ARTTIRACAK ÇÖZÜMLER

Öğretmenlerinin motivasyonunu olumlu yönde etkileyen yapıcı gelişmeler sayesinde hem öğretmenlerin hem de öğrencilerin verimliliğinin arttırılabileceğine değinen Başkan Acar, bu konu ile ilgili yapılması gerekenleri şöyle açıkladı: “Devletin eğitim ve öğretim alanındaki görev ve sorumluluğunu, eğitim sisteminin ağır yükünü omuzlamış olan Millî Eğitim Bakanlığı’nın çalışma zamanını eğitimden ziyade personel iş ve işlemlerine hasretmek zorunda kalmasının sebebi, sürdürülebilir bir atama ve yer değiştirme politikası geliştirilememiş olmasıdır. Öğretmenlerin il içi ve iller arası yer değişikliği taleplerinin yerine getirilememesi, motivasyon kaybının yanında mesleki yabancılaşma, psikolojik rahatsızlık, eğitimin niteliğinin artırılamaması, çalışma barışının bozulması gibi sorunlara yol açmaktadır. “Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Süreci: Tespitler ve Bir Model Önerisi” odak analizimizde ortaya koyduğumuz gerçekler ışığında, talepleri azami ölçüde karşılayacak, mağduriyetleri önleyecek, adil, hakkaniyete uygun yeni bir atama ve yer değiştirme sistemine ihtiyaç vardır.”

Bu uygulamaya ek olarak öğretmenlerin muzdarip olduğu bir diğer konu olarak da ek ders ücretlerindeki dengesizliği işaret eden Acar, “Ek ders esaslarındaki adaletsizlikler giderilmeli, ders ücretleri artırılmalıdır. Ek ders esaslarında ücret dengesizliğine ve mağduriyete neden olan hükümler, uzun bir zaman geçmesine rağmen değiştirilmemiştir. 2006 yılında köklü bir değişikliğe uğrayan ek ders esaslarında, değiştiği günden beri bazı adaletsizlikler devam etmektedir. Öğretmenlerin branşlarına göre ek ders ücretlerindeki adaletsizlik, okul türlerine göre yöneticilere verilen ve izahı mümkün olmayan ek ders ücreti farklılıkları ivedilikle giderilmeli, ek ders birim ücreti artırılmalıdır” şeklinde konuştu.

“ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU BİR AN ÖNCE ÇIKARILMALIDIR”

Öğretmenlik mesleğinin bütün boyutlarını ele alacak, bütünsel bir yasal düzenlemeye dayalı bir Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ihtiyaç vardır diyen 1 NO’lu Şube Başkanı Ramazan Acar, “Öğretmenlik mesleğinin bütün veçhelerini kapsayan sistematik bir düzenleme olmaksızın, çok parçalı yapı altında mesleğin statüsünün artırılarak niteliğinin geliştirilmesinin sağlanmasının mümkün olmadığı, meslek mensuplarının mesleği ifa süreçlerinin sürdürülebilir olmadığı görülmektedir. Öğretmenliğin profesyonel bir meslek olarak değerlendirilmesi ve mesleki standartlara kavuşması isteniyorsa, öğretmene destek niteliğinde, mesleki gelişimini ve özerkliğini sağlayacak bir meslek kanunu ivedilikle çıkarılmalıdır. Bunun yanında öğretmenlik mesleğinin saygınlığını arttırmak adına üzerine düşülmesi gereken bir diğer konu da eğitimcilere karşı uygulanan şiddettir. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları münferit eylemler olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun hâline gelmiş ve toplumun geleceği açısından vazgeçilmez olan eğitim öğretim hizmetinin yürütülmesini sekteye uğratacak dereceye varmıştır. Bu şiddet sarmalına karşı eğitim çalışanlarını koruyacak, şiddete karşı caydırıcı yasal düzenlemeler yapılmalı, Bakanlık bu konuda sorumluluk üstlenmelidir” diye konuşmasını sürdürdü.

VELİLER VE OKUL YÖNETİMİ KARŞI KARŞIYA

Eğitimcilerin özellikle ödenek konusunda çaresiz bırakıldığını ve bu sebepten öğretmenlerin ve okul yönetiminin velilerle karşı karşıya gelmek durumunda kaldığını ifadelerine ekleyen Başkan Acar, konu ile ilgili şunları aktardı: “Okulların ödenek ihtiyacı karşılanmalı, yöneticiler velilerle karşı karşıya getirilmemelidir. İlköğretim kurumlarının Bakanlıktan ya da mahalli idarelerden doğrudan ödenek alamamaları;  okul yönetimlerini kamu kaynaklarının ve bu kaynakları harekete geçirme mekanizmalarının yetersiz kalmasıyla velilerle karşı karşıya getirmektedir. Buna ilaveten okul yönetimlerinin bir yandan okullara bağış konusunda kamuoyu ve idare baskısı altında ve soruşturma tehdidi karşısında bırakılması, diğer yandan zorunlu cari harcamalar için kaynak bulma yükümlülüğüne sokulması, hem eğitim öğretime zarar verip bu sorunu okullar arası başarı farklılığının bir unsuru haline dönüştürmekte hem okul yöneticilerine yönelik hukuksuz, haksız ve adaletsiz uygulamalara ve mağduriyetlere kapı aralamakta hem de yönetici/öğretmen ile öğrenci velilerini karşı karşıya getirerek okul iklimini ve okul-veli iş birliğini zedelemektedir. Okulların kendi kullanımlarına sunulmuş herhangi bir ödenekleri olmadığı dikkate alındığında, zorunluluk arz eden mal ve hizmet alımlarının ne şekilde karşılanacağı sorunu halen izaha muhtaç olup çözüm beklemektedir. Bu nedenle, okul bazlı ödenek tahsisi yapılarak personel dışı cari harcamaların yönetilmesi için ödeneklerin doğrudan okul idareleri tarafından kullanılması sağlanmalıdır.”

“SORUNLARIN ÇÖZÜLDÜĞÜ BİR YIL OLSUN”

Türkiye’deki eğitim sisteminin bir diğer sorunu ile ilgili olarak kılık ve kıyafet özgürlüğü darbe kalıntısı yönetmeliğin boyunduruğundan kurtarılmalıdır diyen Acar, “Darbe ürünü, demokrasiye ve insan haklarına aykırı kılık ve kıyafet yönetmeliğinin değiştirilmesi için ilk adımı atmak Millî Eğitim Bakanlığı’na düşmektedir. Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatı ile bağlı tüm kurum ve kuruluşlarda görev yapanlar, mesai saatleri içinde ve resmî görevlerinin ifasında, mevcut yönetmelik hükümlerine bağlı kalmaksızın, toplumca genel kabul görmüş esaslara göre kılık ve kıyafetlerini serbestçe seçebilmelidir. Bu konuda başlattığımız sivil itaatsizlik eylemi, talebimiz karşılanıncaya kadar devam edecektir. Eğitim-Bir-Sen olarak, Türkiye’nin daha müreffeh bir ülke olma yolundaki uzun vadeli hedeflerine ancak sorunlarını aşmış bir eğitim sistemiyle erişebileceğini vurguluyor; eğitimcilere verilen sözlerin yerine getirilmesinin önemini ifade ediyor, sorunların çözüme kavuşturulacağı bir eğitim-öğretim yılı temenni ediyor, bütün eğitim çalışanlarımıza ve öğrencilerimize başarı dolu bir yıl diliyoruz” cümleleriyle konuşmasını sonlandırdı.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA