SON DAKİKA

Nokta Bursa
Akın DERKİ

Bir hayalim var, demişti Martin Luther King. 

Bir hayalim var, demişti Martin Luther King. 
Bu haber 04 Ağustos 2020 - 15:01 'de eklendi ve 141 kere okundu kez görüntülendi.

Bir hayalim var, demişti Martin Luther King. ” Bir hayalim var! “ demişti Martin Luther King. 

Bir hayalim var, demişti Martin Luther King. Geçtiğimiz hafta sonu yaptığım bir seyahatte radyoda bir rap şarkı dinledim. Şarkıda dikkatimi şu dörtlük çekti;

‘’Benim rengim, dilim yok

İnsanım ve kinim yok

Öldürürsün niçin boğup?

Nefes alamıyorum…’’

Hidra isimli rap sanatçısı, yazdığı bu şarkıda hepinizin anlayacağı gibi 25 Mayıs’ta Amerika’da polis tarafına gözaltına alınırken, bir polisin diziyle boğazına bastıra bastıra ölümüne sebep olduğu George Floyd’dan bahsediyor.

George Floyd, boynuna polis dizi bastırılmış şekilde yerde yatarken tam 16 kere ‘’Nefes Alamıyorum’’ demişti ve kaldırıldığı hastanede bir saat sonra hayatını kaybetmişti.

Anlamsız sözlerle doldurulan günümüz şarkılarından farklı olarak, bir rap şarkısında bu şekilde dinleyenlere bir şeyler anlatılmak istenmesi de rap müzik türünün güzelliğindendir.

Bu şarkıyla beraber aklıma Martin Luther King’in aşağıdaki sözünü hatırlayarak sizlerle Amerika’da siyahilere karşı asırlardır süre gelen ayrımcılığın tarihini konuşmak istedim.

 “ Bir gün, dört çocuğumun da derilerinin rengi ile değil de kişilikleri ile yargılanacağı bir ülkede yaşayacaklarına dair bir hayalim var. “ demişti Martin Luther King 1963 yılındaki o meşhur konuşmasında.

Peki Amerika’da bu ayrımcılık ne zaman başladı?

Aslında Amerika kıtasının keşfinden itibaren kıtada uygulanan ayrımcılık hiç bitmedi. Amerika kıtası, Avrupalılar tarafından keşfedildiğinde kıtanın yerlileri vardı. Bu keşifleri yapan devletler, önce kıtanın yerlileri katlettiler veya köleleştirdiler. Yetmedi, Afrika sömürgelerinde köleleştirilen siyahi insanları getirip kıtaya yerleşimde çalıştırdılar. Ve böylece Amerika’da ten rengi ayrımcılığı başladı.

Kendiniz o günkü bir Kızılderili yerine koyun. Her şeyden habersiz aile bireylerinizle küçük kabilenizde yaşıyorsunuz.

Kabilenizi bir kısmı mısır ekip biçiyor, diğer kısmı avcı-toplayıcı olarak yaşamlarını sürdürüyor. Su kaynakları dışında diğer kaynaklardan haberiniz yok, haberiniz olsa da zaten onlarla bir işiniz yok. Kaynakları keşfedelim de birbirimize savaş açarız diye bir derdiniz yok.

Sonra bir sabah ufuklardan hayatınızda hiç görmediğiniz kadar büyük, denizde yüzen tahtadan canavarlar geliyor, içinden ten rengi sizinkilerden daha beyaz insanlar iniyor ve size yine hayatınızda hiç görmediğiniz ateşli silahlarını doğrultuyorlar. 

Önce bir sizi izliyorlar, yokluyorlar tabi. Sonra onlardan güçsüz ve gelişmemiş olduğunuzu fark ediyorlar ve size herhangi bir sebep göstermeden ‘’artık burası bizim, ya kölemiz olursunuz ya ölürsünüz’’ diyorlar. Sizde de silah yok, kabileden öte örgütlenme yok. Ne yapabilirsiniz ki?

Amerika kıtası yerlilerinden bu şekilde yavaş yavaş ve zamanla pek bir iz kalmadı. 

Amerika’da siyahi köleliği

Bir de siyahilerin Amerika’da köleliğine bakalım. Kölelik, o dönem dünyada her yerde vardı ama Amerika’da bir başka vardı. Burada kölelikle ilgili yasa maddeleri çok ilginç. Örneğin; 1705 Virginia Kölelik Yasası’nın şu maddesine dikkat edin şimdi; 

“Bu yönetim bölgesinde tüm zenci ve Kızılderili köleler taşınmaz mal olarak elde tutulacaktır. Bir köle efendisine karşı direnirse sahibi ıslah etmeye çalışırken köleyi öldürecek olursa böyle bir kaza olmamış gibi köle sahibi tüm cezalardan muaf tutulacaktır.”

İşte George Floyd’un öldürülmesine kadar gelen yol böyle açıldı. 

Zamanla bazı haklar tanındı. Önce kölelikleri kaldırıldı, artık köle değilsiniz dendi ama bu sefer de ekonomik özgürlükleri tam olarak verilmediği için sadece isimleri köle değildi. Bir siyahi olarak gidip işyeri açamıyorlardı.

Alt seviye işlerde çalışmak zorundaydılar.

Özellikle Güney Amerika’daki siyahiler, köle gibi çalışmaya devam etmek zorunda kaldı, çünkü pamuk tarlalarında çalışacak ucuz işgücüne ihtiyaç vardı.

Yani yasal olarak kölelik kaldırılsa da sosyal hayatta siyahiler köle olarak görülmeye devam ediyordu.

Örneğin; bazı kafe ve lokantalar siyahi müşteri kabul etmiyordu, birçok işletme siyahi işçi çalıştırmıyordu. Günlük hayatta kullanılan birçok alan siyah ve beyazlara göre ayrılmıştı. İçtikleri su bile ayrıydı.

Amerika, bugün sahip olduğu büyük ekonomiye siyahileri yüzyıllarca köle gibi çalıştırarak ulaştı dersek, yanlış bir şey söylemiş olmayız. Ama sonuç olarak keşiften beri Amerika’da bir kesim beyaz, kendini hep siyahtan üstün gördü.

AKIN DERKİ

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA